Pages

28 Şubat 2012 Salı

26 Şubat Music Japan Performansları

Evvet başlıkta gördüğünüz üzere 26 Şubat Music Japan performanları yayınlandı.


Her zaman olduğu gibi şov muhteşem performanlarla doluydu: Watanabe MayuIkimonogakari,Porno GraffitiTOKIO ve Yamashita Tomohisa gibi.


İsterseniz performanların bazılarına bir göz atalım demek isterdim ama sadece 2 tanesinin videosu mevcut, KISS KISS BANG BANG” – Ikimonogakari, 2012 Spark” – Porno Graffitti, Haneda Kukou no Kiseki” – TOKIO videoları silindiğinden paylaşamıyorum.


Synchro Tokimeki” – Watanabe Mayu



Ai, Texas” – Yamashita Tomohisa



Yamapi şahane bir dönüş yaptı bence. Şarkıya aşık oldum, sürekli bir dinleme isteğim var biri beni durdursun ya da bu şarkıyı indirip bana yollasın ya da indirme linkini yollasın! Teşekkürler.


*Tokyohive'dan çeviri.

23 Şubat 2012 Perşembe

[J-Drama] Freeter, Ie wo Kau

Öncelikle herkese merhabalar!

Uzun süredir blogumuza ne yazık ki katkıda bulunamıyordum. Blogla ilgili sorumluluğumu yerine getirmemin bu kadar uzun süre alacağını hiç tahmin etmemiştim. Bu sorumlulukla uğraşmam gereken sürede izlediğim o kadar çok şey birikti ki, artık bitmesini beklememeye ve bir şeyler yazmaya karar verdim.

Sizlerle ilk olarak paylaşmak istediğim drama:

"Freeter, Ie wo Kau"
 

Dizinin isminde geçen "Freeter" kelimesi, part-time işlerin birinden ayrılıp diğerine geçen, kalıcı tam zamanlı bir iş bulamayan yetişkinler için kullanılan bir terim. Bu dizi de sevgili "Freeter"ımız Take Seiji(Ninomiya Kazunari)'nin üniversiteden mezun olduktan sonra bulmuş olduğu tam zamanlı işinden patronu ve çalışanlarına daha fazla katlanamadığı için ayrılmasıyla başlıyor.
Take Seeichi rolünde Takenaka Nao


Seiji'nin babası, Take Seiichi bir muhasebeci. Araya sıkıştırmak isterim ki, bu rolü de çok severek izlediğim ve her rolün üstesinden son derece başarıyla gelen değerli bir Japon aktör oynuyor, Takenaka Naoto. Babası Seiichi ile zaten hep bir kavga halinde olan Seiji'nin işini bırakmasıyla ve yeni bir iş bulamayıp, bulduğu yarı zamanlı işlerden de ayrılıp durmasıyla beraber babasıyla arasındaki ilişki tam bir arapsaçına dönüyor. Fakat olanlar bu ikisinden çok Seiji'nin annesini etkiliyor. Başka sıkıntılarıyla birlikte, evde süregelen bu devamlı kavga haline daha fazla dayanamayan Seiji'nin annesine ağır depresyon teşhisi koyuluyor. Annesinin resmen çıldırmış bu halini gördükçe, bugüne kadar ne kadar fazla ondan destek gördüğünün ve onu ne kadar üzdüğünün ayrıca komşularıyla olan problemlerin de farkına varan Seiji, her zaman onu koruyup kollayan annesini bu sıkıntılardan kurtarmak uğruna ona bir "ev" almayı kendisine hedef olarak belirliyor.

Bu olay sonucu bir hışımla, sadece iyi kazandırıyor diye girdiği, kendi mesleği ile alakası olmayan yol inşaatı yapan bir firmadaki işinde Seiji, Manami adında (rolü Karina canlandırıyor - resmi aşağıda solda, gerçekten çok hoş olduğunu düşündüğüm bir oyuncu ve model) bu iş yerinde İş Güvenliği uzmanlığı yapan İnşaat Mühendisi hatunumuzla tanışıyor ve de diğer çalışma arkadaşlarıyla birlikte bu işin sadece "yol yapmak için geberene kadar çalışmak"tan daha fazlası olduğu fikrini gün geçtikçe daha da benimsiyor.

Chiba Manami rolündeki Karina
Peki bir "Freeter" olan Seiji bu firmada sürekli olarak çalışabiliyor mu? Annesine almak istediği o güzel evi eninde sonunda alabiliyor mu? Seiji ve Manami arasındaki ilişkinin sonu nasıl oluyor? Hayatı anlatan bu kadar samimi ve abartısı olmayan bir J-drama izlememiştim hiç. Sizler de merak edip izlerseniz umarım ki benim gibi oldukça keyif alırsınız bu diziden.Kapanış şarkısının da çok sevdiğim Arashi'nin "Hatenai Sora" adlı şarkısı olduğunu söyleyerek kapanışı yapayım. "Freeter, O Evi Alacağım" ... İzleyin ve Nino evi alabilmiş mi kendiniz görün bakalım :)

Yakında "Ashita no Joe", "Otomen" ve "Hammer Session" yazıları ile umarım yine aranızda olacağım!
Ve bir de değişiklik olsun diye "Bakuman" ve "Shugo Chara" animeleri hakkında yazabilirim...

Hyper-asia'yı takipte kalın, sıradaki yazılarımızı kaçırmayın ;)

Yeni tanıtımlarda görüşmek dileğiyle ^_^

HATENAI SORA - 嵐

21 Şubat 2012 Salı

3'ü 1 arada BigBang, Kt-tun, Hey! Say! JUMP

Bugün çok mutluyum. Daha az evvel Minekibuu hatunumun evinden dönmüş bulunuyorum, Kimbapsushi ile birlikte Minekibuu'nun daveti üzerine evine gittik ve çok güzel vakit geçirdik ve öğrendik ki birbirimize birbirimizi çok iyi tanımasak da güveniyormuşuz. Şöyle ki Mine benle Kimbap'ı bayıltıp böbreklerimizi çalmadı biz de onu bayıltıp evini soymadık. Evet gerçekten bu olasılıklara dair bir muhabbet geçti aramızda. Bolca dizi/film alışverişi yaptık, video izledik. Mine'nin o güzelim elleriyle yaptığı pastaları tatlıları afiyetle yedik. Çok hoş vakit geçirdik. Seviyorum uleeyn. Astrea gelemedi hasta olduğundan, ona da çok geçmiş olsun onu da çok seviyoruz tabii ki! deyip mutlu haberlere geçiyorum.


Efenim merakla/dört gözle/sabırsızlıkla beklenen BigBang'in Blue klibi bugün yayınlandı. O saçlar nedir öyle, son zamanların modası mı saç kenarlarını kısaltıp kafanın ortasını uzun bırakmak? Bu sorunun cevabını cidden merak ediyorum. Şarkı çok hoşuma gitti, düşük tempolu gayet tatmin edici, beklentilerimi karşılıyor yani. Kıyafetlerini de çok beğendim, zaten YG iyi giydiriyor bunları. Görsel açıdan da, ses açısından da işte BigBang dediğim bir dönüş oldu bu. Devamını diliyoruz.


Sadece BigBang değil Kt-tun'da Lock On klibini yayınladı. Akanishi'siz bir Kt-tun'a hala alışamadım onu kliplerde görememeyi geçtim  Kt-tun yazarken bile Kat-tun yazasım geliyor her seferinde. Yine de Lock On da beklentilerimi karşılıyor, siyahlar çok yakışmış, epey de özlemiştim. Nasıl mutlu olduğumu defalarca tekrarlamama gerek yoktur herhalde :)


3'ü 1 arada dedim ya, Hey! Say! JUMP'ta bir süpriz yapmış, ya da çok zamandır takip etmediğimden bana süpriz oldu. 2 gün evvel yeni kliplerini yayınlamışlar. Çok eğlenceli, oynak bir şarkıyla karşımızdalar. Dinledikçe dinleyesim geliyor ve hatta dans etmek istiyorum! Tipler de görsel şölen yaşatıyor, seviyorum bunları da.

10 Şubat 2012 Cuma

I Need Romance

Geçen ay ya da önceki ay bitirmiş olmama rağmen her hangi bir yazı paylaşmamışım bu dizi hakkında. Oysa gerçekten sevdiğim az sayıda Kore dizisinden biri olmayı başarmıştı. Ben epey eğlenmiştim izlerken. Neden bu kadar sevdiğime de gelecek olursak, bana göre bu dizi Kore dizileri tabularını yıktı geçti.
Düşünsenize dizi boyu tek bir öpüşme sahnesi olmayan, son bölüm sadece dudak teması şeklinde gösterilen ve sanki çok büyük bir şeymiş gibi kameranın o esnada sürekli dönerek görkemli bir hava yaratması.. Klişe üstüne klişe. Aynı senaryoları kişileri ve bazı olayları değiştirerek önümüze koymaları..Alın size klasik Kore dizisi.
Oysa I Need Romance çok farklı. Ne demek istediğimi diziyi şu şekilde tanımlarsam daha iyi kavrayabilirsiniz: Bu dizi Sex and the city'nin Kore versiyonu gibi. Aslında "Kore versiyonu" dediğim anda dizi Sex and the city'nin kat kat daha yumuşatılmış hali oluyor. Fakat yine de klişelerden az da olsa uzaklaşabilmek için ideal olduğunu düşünüyorum bu dizinin.


Diziden bahsedeyim biraz:
30'larına gelmiş 3 kadının aşk, iş ve aile durumlarını konu alıyor. Başrolümüz  Jo Yeo Jung esas kızımız dizide Sun Woo In Young rolünde deli dolu ama klasik Kore dizilerindeki klişe şapşal bir kız değil kesinlikle. 10 yıldır Kim Jeong Hoon'un dizideki  Kim Sung Soo esas oğlanımız karakteriyle sevgilidirler ve aynı evde yaşamaktadırlar. (evlilik dışı bir birliktelik Kore dizilerinde işlenmeyen bir durum değil mi?)  Esas oğlan esas kızımızla ilk çıkmaya başladığı zamanlar fakirmiş fakat 10 yıl sonraki halinde yönetmen olduğunu ve ilişkinin monotonlaştığını görüyoruz. Bu sebeple Esas oğlan yönettiği filmdeki başrol oyuncusuyla kaçamak yapıyor. Tabi esas kızımız bunu öğreniyor ve olaylar gurur ve inatlaşmalar çerçevesinde gelişiyor. Gelişen olaylar sırasında ise kızımıza yakın arkadaşları Seo Yeon (Choi Yeon Jin)  ve Hyun Joo (Choi Song-hyun) yardım ediyor. Seo Yeon ünlü bir manken ve pek çok ilişki yaşamış fakat aşık olmamış uçarı bir karakter. Hyun Joo ise bir erkekle hiç birlikte olmamış tecrübesiz bir karakter. 
Bana göre çok eğlenceli ve ilişkiler konusunda gerçekçi bir yapım.


Oyuncular:

Jo Yeo Jung - Sun Woo In Young
Kim Jung Hoon - Kim Sung Soo
Choi Yeo Jin - Park Seo Yeon
Choi Song Hyun - Kang Hyun Joo
Choi Jin Hyuk - Bae Sung Hyun
Ha Yun Joo - Yoon Kang Hee
Kim Hyung Min - Duk Soo
Ricky Lee Neely - Alex
Lee Da Hee (konuk oyuncu)


Bu video esas oğlanımız ve esas kızımız arasında geçenlerden kesitler sunuyor.

Bu video ise esas kızımız ve onu seven yakışıklı patron arasında geçenlerden kesitler sunuyor.

Bu da dizi bitimlerinde sıkça duyacağınız kapanış şarkısı Pink Martini'nin şahane eseri Amado Mio, müptelası olacaksınız :)

6 Aralık 2011 Salı

Çok yönlü blogger ödülleri



AND THE OSCAR GOES TO... Ihm bendeniz üşengeç Helin hatun. Çok sevgili 3 blogdaşım ve kendim adına ödülleri dağıtacağım.

1-Ödül verirken kurallara dikkat ediyor ve bizi bu mime dahil eden arkadaşımızın reklamını yapıyoruz;

Çook sevgili Be-pu'lar Demet ve Osman tarafından mimlenmiş bulunmaktayız ve bundan da epey mutluyuz.

2-Hakkımızda kısmında sizinle 7 şey yazıyoruz;

+ Bizler Helin, Asude, Burcu ve Hande hatunlar olarak atıldık bu blog işine. Asude dışında her birimizin kendi blog sayfaları vardı fakat Burcu dışında aktif olanımız yok gibiydi.

+Hyper Girls oluncaya kadar epey isim değiştirdik çünkü benim içime sinmiyordu bulduğumuz isimler. Hande hatunla konuşurken ürete ürete bu sonuca vardık ve daha fazla üretmeye gücüm kuvvetim kalmamıştı denebilir :)

+Bu sayfada her birimizin izlediği Uzak Doğu'ya dair dizi/film/anime'lerin tanıtımları ve bunlarla ilgili kişisel görüşlerimizin yanında, kişisel paylaşımları da bulabileceğiniz bir ortam yaratmaya çalışmıştık. Ancak okullarımız, yoğun hayatlarımız(!) sebebiyle fırsat bulamıyoruz güncellemeye.

+Helin Bilgisayar öğretmenliği, Burcu İngiliz dili ve edebiyatı, Asude Mimarlık okuyor ve Hande hatun da Çevre Mühendisliği mezunu.

+Her birimiz sanaldan tanışmış olmamıza rağmen, çok yakınız aslında birbirimize. Burcu'yla sanalı gerçeğe çevirdik çok şükür de darısı Asu ve Hande'nin başına diyelim :)

+Her birimiz genel olarak pozitif insanlarız.

+Kendi alanlarımız da biraz daha uzmanlaşıp üzerimize düşeni yaparsak sayfamızın daha güzel olabileceğini düşünüyorum da ah şu üşengeçliğim... :)


Şimdi gelelim ödüllere ve ödüllerimizin sahiplerine~

1-Bize bu ödülü layık gören Be-pu'larımıza biz de aynı ödülü vermekten mutluluk duyarız. Özellikle ruh eşim Osman'ın kişisel yazılarını büyük bir zevkle okurum ve Demet'in dizi/film tanıtımları çok eğlencelidir. Be-pu forever :P

2-Bu tatlı blogun sahibi ikizlere gidiyor bir başka ödülümüz. Sevimli, sıcak bir dili ve ortamı var ikizlerimizin sayfasının. Keyifli gezinmeler diliyoruz sizlere ve burdan buyrun diyoruz:~!2zler! ~쌍둥이

3-Kimbap-sshi'm Sushi-chan'ıma gelsin bu ödülümüz. Onu çok seviyorum. Sayfasını, kişisel yazılarını, haber ve tanıtımlarını da. Deli dolu şeker hatun, üstelik buluştuk bile kendisiyle ama bu ara fazlaca özlüyoruum. Kimbapsushi

3-Bilmeyeniniz yoktur herhalde Metropol Günlüğü'nü. Bir V.I.P'nin Lee'nin güncel sayfası. Kişisel yazıları ve Uzak Doğu'dan haber ve yorumları bulabileceğiniz bir blog. İmrenirim kendilerine: Metropol Günlüğü

4-Bahar hatun ve onun hızlı kaleminden Uzak Doğu'ya dair pek çok şey bulabileceğiniz cadı hatunların sayfası. Askerdeki ünlülere öze sayaç bile vaar sayfasında. İsme de aldanmayın, çok cadı değiller aslında :) Bez_cadıları

5-Çeşitli dizi ve filmlerin(sadece Asya değil, evet) tanıtımlarını ve kişisel yorumlarını bulabileceğiniz Neo'nun köşesi. Takip etmek isteyeceğiniz türden bir blog ve ödülümüze layık gördük kendilerini. Neo'nun Köşesi

6-Diğer bir ödülümüz Busenur hatuna gitsin. Kendisi sıkı bir ELF'tir aman ha Suju'ya laf yok :) Öhm ben de azıcık ucundan ELF olabilirim ama hatuncuğumun eline su dökemem. Nightsun

7-Gayet cıvıl mı cıvıl, şirin mi şirin Sevgili Günlük sayfasına ödül vermeden geçemezdim. İnsanın sayfadan ayrılası gelmiyor demedi demeyin. Sayfanın dizaynı da içeriği de pek cici. Bakmadan geçmeyin.  Sevgili Günlük

8-Çok sevdiğim Japonya eğlence sektörüne dair pek çok şey bulabileceğiniz yine çok sevdiğim bir sayfa. Paylaşımlarını okumayı seviyorum. Japonya'yla ilgiliyseniz sizin de sevebileceğinizi düşünüyorum.Dizi film çevirileri yapmakta. "Ja

9- Kaktüslerin kaktüsüne gelsin bir başka ödülümüz. Bir diğer sevgili Uzak Doğu hayranı: Kaktüs Çiçeği

10- Anında haberleriyle, güncelliğin dibine vurmuş bu blogu unutmamak gerek. Kimbapsushi ile Astrea'nın ortak blogu. Uzaktan al haberi

Ben biraz mızıkçılık yapiciim. Ödüllerimizi blogger sahiplerine dağıttım ancak wordpress'te olup da yine takip ettiğim ve ödül vermek istediğim arkadaşlarım da var tabii. Onlara da şöyle sırayla ödüllerini takdim ediyorum:  Hikaruivy, Masalevi, Egee_Lee, Winpohu, Astrea'nın Atlası

O zaman bu kadaar :)

15 Ekim 2011 Cumartesi

Maundy Thursday



Psikolojik sorunları olan intihara meyilli bir kadın, yavaş yavaş yaklaşan idam gününü bekleyen bir adam.

Film, Gong Ji-young’un çok satan bir romanından yola çıkılarak çekilmiş. Öncelikle nedir bu *Maundy Perşembesi* ondan bahsedeyim. Hristiyan inancına göre Paskalya’dan önceki Perşembe günü bazı kiliselerde gerçekleştirilen, İncil’de geçtiği üzere Hz. İsa’nın, havarilerinin ayaklarını yıkamasını tekrarlayan bir anma, bu olayı yâd etme günü gibi bir şey.

Afişine bakınca pek bir romantik gelse de bana göre konuyla çok alakası olmayan bir afiş yapılmış. Belki de filmde veremediklerini afişle vermek istemişlerdir, yani gönderme yapmış olabilirler. Ne desem spoiler olacak şuan :/ Herneyse, filmin türü pek romantik sayılmaz,dram ağırlıklı.

3 Ekim 2011 Pazartesi

Süslü-Savcı-Sosye-tiki Prenses (Prosecutor Princess) ^^


Bu yazıyı gözlerim yanaraktan yazıyorum =.= Diziyi izlemek için, Kore-sever camiada sık sık cereyan ettiği üzere uykusuz geceler geçirdim. İsminden hoşlanmadım nedense baya bir erteledim bu diziyi. Ama başlayınca aldı götürdü. Hani teyzeler dizi izlerken oyunculara direktifler verir ya “Bakk!! Ne diyo ya! Ne diyo ya! Peşinden gitsene kızın!” gibisinden, aynı o şekil buldum kendimi ekran başında (hoş bunu sadece teyzeler yapmaz biraz aradan sıyrılma çabası oldu bu =.= ).
Diğer dramaların aksine, kızımızın hangi başrole aşık olacağına karar vermekte zorluk yaşadım başlarda. “Bence savcıya! Yok yok, kesin avukata! Ona aşık olursa şüphe ederim aklından!” Falan filan... Neticede iç güdülerine güvenmek en iyisi sanırsam, başlarda öyle işkence çekmezdim o zaman. Gerçi bunun da bir zevki var. Bu da pek bir mazoşist oldu.
Herneyse olay şöyle ki; kıyafet, ayakkabı,çanta düşkünü, alışveriş meraklısı bir sosye-tiki, savcı olursa ne olur? Bunu görüyoruz dramada. Kızımızın gelişme evresini, olgunlaşmasını izliyoruz. Dizi bence gayet akıcı, farklı farklı olaylar gerçekleşiyor ve birbiriyle bağlantılı çok şey var.Romantik-Komedi türünde bir Kore dizisinde daha önce bu kadar birbiriyle bağlantılı bir olay örgüsüne rastlamamıştım. Bazı karakterlerin geçmişini uzuuun bir süre merak ediyorsunuz.

Gelelim karakterlere;

Ma Hye Ri - Bu kız çok süslü. Acaip pat. Ağzına geleni söylüyor, bazen çok yılışık oluyor, ama bu halleri hakkaten eğlenceli. Drama boyunca giydiği kıyafetlerden, ayakkabılardan bahsetmiyorum bile yaşayın ve görün.