Pages

6 Aralık 2011 Salı

Çok yönlü blogger ödülleri



AND THE OSCAR GOES TO... Ihm bendeniz üşengeç Helin hatun. Çok sevgili 3 blogdaşım ve kendim adına ödülleri dağıtacağım.

1-Ödül verirken kurallara dikkat ediyor ve bizi bu mime dahil eden arkadaşımızın reklamını yapıyoruz;

Çook sevgili Be-pu'lar Demet ve Osman tarafından mimlenmiş bulunmaktayız ve bundan da epey mutluyuz.

2-Hakkımızda kısmında sizinle 7 şey yazıyoruz;

+ Bizler Helin, Asude, Burcu ve Hande hatunlar olarak atıldık bu blog işine. Asude dışında her birimizin kendi blog sayfaları vardı fakat Burcu dışında aktif olanımız yok gibiydi.

+Hyper Girls oluncaya kadar epey isim değiştirdik çünkü benim içime sinmiyordu bulduğumuz isimler. Hande hatunla konuşurken ürete ürete bu sonuca vardık ve daha fazla üretmeye gücüm kuvvetim kalmamıştı denebilir :)

+Bu sayfada her birimizin izlediği Uzak Doğu'ya dair dizi/film/anime'lerin tanıtımları ve bunlarla ilgili kişisel görüşlerimizin yanında, kişisel paylaşımları da bulabileceğiniz bir ortam yaratmaya çalışmıştık. Ancak okullarımız, yoğun hayatlarımız(!) sebebiyle fırsat bulamıyoruz güncellemeye.

+Helin Bilgisayar öğretmenliği, Burcu İngiliz dili ve edebiyatı, Asude Mimarlık okuyor ve Hande hatun da Çevre Mühendisliği mezunu.

+Her birimiz sanaldan tanışmış olmamıza rağmen, çok yakınız aslında birbirimize. Burcu'yla sanalı gerçeğe çevirdik çok şükür de darısı Asu ve Hande'nin başına diyelim :)

+Her birimiz genel olarak pozitif insanlarız.

+Kendi alanlarımız da biraz daha uzmanlaşıp üzerimize düşeni yaparsak sayfamızın daha güzel olabileceğini düşünüyorum da ah şu üşengeçliğim... :)


Şimdi gelelim ödüllere ve ödüllerimizin sahiplerine~

1-Bize bu ödülü layık gören Be-pu'larımıza biz de aynı ödülü vermekten mutluluk duyarız. Özellikle ruh eşim Osman'ın kişisel yazılarını büyük bir zevkle okurum ve Demet'in dizi/film tanıtımları çok eğlencelidir. Be-pu forever :P

2-Bu tatlı blogun sahibi ikizlere gidiyor bir başka ödülümüz. Sevimli, sıcak bir dili ve ortamı var ikizlerimizin sayfasının. Keyifli gezinmeler diliyoruz sizlere ve burdan buyrun diyoruz:~!2zler! ~쌍둥이

3-Kimbap-sshi'm Sushi-chan'ıma gelsin bu ödülümüz. Onu çok seviyorum. Sayfasını, kişisel yazılarını, haber ve tanıtımlarını da. Deli dolu şeker hatun, üstelik buluştuk bile kendisiyle ama bu ara fazlaca özlüyoruum. Kimbapsushi

3-Bilmeyeniniz yoktur herhalde Metropol Günlüğü'nü. Bir V.I.P'nin Lee'nin güncel sayfası. Kişisel yazıları ve Uzak Doğu'dan haber ve yorumları bulabileceğiniz bir blog. İmrenirim kendilerine: Metropol Günlüğü

4-Bahar hatun ve onun hızlı kaleminden Uzak Doğu'ya dair pek çok şey bulabileceğiniz cadı hatunların sayfası. Askerdeki ünlülere öze sayaç bile vaar sayfasında. İsme de aldanmayın, çok cadı değiller aslında :) Bez_cadıları

5-Çeşitli dizi ve filmlerin(sadece Asya değil, evet) tanıtımlarını ve kişisel yorumlarını bulabileceğiniz Neo'nun köşesi. Takip etmek isteyeceğiniz türden bir blog ve ödülümüze layık gördük kendilerini. Neo'nun Köşesi

6-Diğer bir ödülümüz Busenur hatuna gitsin. Kendisi sıkı bir ELF'tir aman ha Suju'ya laf yok :) Öhm ben de azıcık ucundan ELF olabilirim ama hatuncuğumun eline su dökemem. Nightsun

7-Gayet cıvıl mı cıvıl, şirin mi şirin Sevgili Günlük sayfasına ödül vermeden geçemezdim. İnsanın sayfadan ayrılası gelmiyor demedi demeyin. Sayfanın dizaynı da içeriği de pek cici. Bakmadan geçmeyin.  Sevgili Günlük

8-Çok sevdiğim Japonya eğlence sektörüne dair pek çok şey bulabileceğiniz yine çok sevdiğim bir sayfa. Paylaşımlarını okumayı seviyorum. Japonya'yla ilgiliyseniz sizin de sevebileceğinizi düşünüyorum.Dizi film çevirileri yapmakta. "Ja

9- Kaktüslerin kaktüsüne gelsin bir başka ödülümüz. Bir diğer sevgili Uzak Doğu hayranı: Kaktüs Çiçeği

10- Anında haberleriyle, güncelliğin dibine vurmuş bu blogu unutmamak gerek. Kimbapsushi ile Astrea'nın ortak blogu. Uzaktan al haberi

Ben biraz mızıkçılık yapiciim. Ödüllerimizi blogger sahiplerine dağıttım ancak wordpress'te olup da yine takip ettiğim ve ödül vermek istediğim arkadaşlarım da var tabii. Onlara da şöyle sırayla ödüllerini takdim ediyorum:  Hikaruivy, Masalevi, Egee_Lee, Winpohu, Astrea'nın Atlası

O zaman bu kadaar :)

15 Ekim 2011 Cumartesi

Maundy Thursday



Psikolojik sorunları olan intihara meyilli bir kadın, yavaş yavaş yaklaşan idam gününü bekleyen bir adam.

Film, Gong Ji-young’un çok satan bir romanından yola çıkılarak çekilmiş. Öncelikle nedir bu *Maundy Perşembesi* ondan bahsedeyim. Hristiyan inancına göre Paskalya’dan önceki Perşembe günü bazı kiliselerde gerçekleştirilen, İncil’de geçtiği üzere Hz. İsa’nın, havarilerinin ayaklarını yıkamasını tekrarlayan bir anma, bu olayı yâd etme günü gibi bir şey.

Afişine bakınca pek bir romantik gelse de bana göre konuyla çok alakası olmayan bir afiş yapılmış. Belki de filmde veremediklerini afişle vermek istemişlerdir, yani gönderme yapmış olabilirler. Ne desem spoiler olacak şuan :/ Herneyse, filmin türü pek romantik sayılmaz,dram ağırlıklı.

3 Ekim 2011 Pazartesi

Süslü-Savcı-Sosye-tiki Prenses (Prosecutor Princess) ^^


Bu yazıyı gözlerim yanaraktan yazıyorum =.= Diziyi izlemek için, Kore-sever camiada sık sık cereyan ettiği üzere uykusuz geceler geçirdim. İsminden hoşlanmadım nedense baya bir erteledim bu diziyi. Ama başlayınca aldı götürdü. Hani teyzeler dizi izlerken oyunculara direktifler verir ya “Bakk!! Ne diyo ya! Ne diyo ya! Peşinden gitsene kızın!” gibisinden, aynı o şekil buldum kendimi ekran başında (hoş bunu sadece teyzeler yapmaz biraz aradan sıyrılma çabası oldu bu =.= ).
Diğer dramaların aksine, kızımızın hangi başrole aşık olacağına karar vermekte zorluk yaşadım başlarda. “Bence savcıya! Yok yok, kesin avukata! Ona aşık olursa şüphe ederim aklından!” Falan filan... Neticede iç güdülerine güvenmek en iyisi sanırsam, başlarda öyle işkence çekmezdim o zaman. Gerçi bunun da bir zevki var. Bu da pek bir mazoşist oldu.
Herneyse olay şöyle ki; kıyafet, ayakkabı,çanta düşkünü, alışveriş meraklısı bir sosye-tiki, savcı olursa ne olur? Bunu görüyoruz dramada. Kızımızın gelişme evresini, olgunlaşmasını izliyoruz. Dizi bence gayet akıcı, farklı farklı olaylar gerçekleşiyor ve birbiriyle bağlantılı çok şey var.Romantik-Komedi türünde bir Kore dizisinde daha önce bu kadar birbiriyle bağlantılı bir olay örgüsüne rastlamamıştım. Bazı karakterlerin geçmişini uzuuun bir süre merak ediyorsunuz.

Gelelim karakterlere;

Ma Hye Ri - Bu kız çok süslü. Acaip pat. Ağzına geleni söylüyor, bazen çok yılışık oluyor, ama bu halleri hakkaten eğlenceli. Drama boyunca giydiği kıyafetlerden, ayakkabılardan bahsetmiyorum bile yaşayın ve görün.

22 Eylül 2011 Perşembe

Hello I am Big Space Star Kim Heechul*

Ne zamandır bir şeyler yazmıyordum. Her geçen gün suçluluk duygumu biraz daha arttırdığı halde neden yazmamakta direttiğimi bilmiyorum.

Oh Yoon Joo'nun şu yazısını görünce bir Petal olarak neden hâlâ bir şeyler yazmıyorum? Nasıl bu kadar tembel ve üşengeç olabiliyorum? Kendimden utanmalıyım! Ben bir yazı bile yazmaya üşenirken insanlar Heechul'u askere  uğurlamaya gidiyor! :Bakınız: İmrendim hem de öyle böyle değil. Öhm sonunda yazmaya karar verdim.

Heechul Kore'ye dair en büyük takıntımdır bunu çevremdeki ya da beni tanıyan herkes bilir. Normalde bir şıpsevdiyimdir ve her gördüğüme tutulduğumdan birine olan sevgim diğeri başladığında son bulabilir. Ancak Heechul benim için her zaman farklı oldu. Onu tanıdığım günden bu yana hiç bir ünlü bu kadar vazgeçilmez olmamıştı. Belki de kendimi buluyorumdur onda. Heechul her zaman karakterini, çılgınlığını kan grubunun AB oluşuna bağlar ya, ben de hep kan çekiyor derim, AB kan grubuna sahip olmam hiç bu kadar özel gelmemişti bana ^^

Bu video onu tanımayanlara ya da sevemeyenlere ya da sevmeyenlere gelsin : -belki fikirleri veya önyargıları biraz olsun değişir-



1 Eylül'de askere gitti 2 yıl sonra dönecek. *Kore'de askerlik neden bu kadar uzun?!!* ıhm Neyse ki her gün yeni haberlerini alıyorum. Son durumdan fotoğraflarını paylaşayım:


Atış yapmaya gitmeden önceki bir fotoğrafı, talimatları dinlerlerken. Biraz tedirgin ve endişeli mi görünüyor sanki?


Atış sırasında çekilmiş bir fotoğrafı. Hedefe kitlenmiş durumda :D


Atış sonrası kaç hedef vurduğunu kontrol ediyor. Biraz kendinden emin :)



cr:http://blog.daum.net/katc/544



HC: Merhaba ben Big Space Star Kim Heechul.Bugün büyük gün. Chuseok gökyüzü parlak görünüyor. Biraz endişeliyim herkesin sağlığı yerinde mi değil mi diye. Burda Nonsan'da, arkadaşlarımla ciddi şekilde 4 haftalık bir antrenmandan geçiyoruz. Lütfen çok fazla endişelenmeyin. Umarım herkes ailelerimize, anne-babamıza iyi bakar.
*Anca bu kadar çevirebildim biraz tuhaf olmuş İngilizce'ye çevirisi o yüzden Türkçe'si bu kadar oldu.*

20 Eylül 2011 Salı

JYJ'in Muhteşem Geri Dönüşü


Veeeeee zamanında bir Cassiopeia şu sıralar büyük ölçüde JYJ’e kaymış bir koyu fan olarak JYJ’in muhteşem, gözlere gözlere sokan , başarılı geri dönüşünü bir de buradan duyurayım dedim. Bu fandom olayı bizim çevrede baya bir karışık o yüzden o karışık meselelere girmeyeceğim pek. Neticede uzuuun zamandır beklendiği üzere JYJ Korece bir albüm yayınladı (hoş bu 2. Korece albümleri ama bazı insanlar ilkinin –Music Essay- albüm olmadığı görüşünde olduğu için 1 albümü olarak konuşuluyor) ve beraberinde iki de video klip getirdi. JYJ fanlarının dünya turundaki fancamler sayesinde sözlerini ve dansını bile ezbere bildiği Get Out ile In Heaven, izleyiciyle buluştu. JYJ’in SM’den ayrıldıktan sonra beraber yayınladığı ilk klipler değiller ama benim gözümde ilkler.Çünkü bundan önceki international albümleri The Beginning’le çıkan Ayy Girl klibi beni biraz hayal kırıklığına uğratmıştı. Neticede o klibe tonlarca laf eden insanlar da görmüş oldu JYJ’in aslında neler yapabileceğini.

IN HEAVEN



In Heaven şarkısı Jaejoong’un bir arkadaşına ithafen yazdığı bir şarkı. Söz beste Jaejoong’a ait. Gerçekten harika bir iş çıkarmış bunu kimse inkar edemez. Kaybettiği arkadaşıyla yaşadığı pişmanlık ve kendini şuçlaması şarkının sözlerine yansımış. Arkadaşıyla ilgili hikayeyi tekrar anlatmiyim takip eden çoğu kişi biliyordur zaten bilmeyenler de buradan okuyabilirler. Klibe gelirsek, Jaejoong üyelerden birnin oynamasını istemiş herkes de Junsu’da karar kılmış. Hakkaten de iyi yapmışlar, patron rolü oynamayan bir o kalmıştı ^___^ Acaip şirin Junsu’yu karizmatik bir iş adamı imajıyla görmek de ayrı yürek hoplatıcıydı tabi. Bizim karizmatik Dolphincik kız arkadaşına karşı ilgisizdir ve kız arkadaşı da bundan dolayı çok üzgündür, bu üzgünlükle kendini yola atar ve araba çarpar. Çok kısa oldu değil mi ama asıl hikâye zaten şimdi başlıyor. Junsu yıllar sonra hala kız arkadaşının ölümüyle yaşadığı üzüntü ve pişmanlıkla ot gibi bir hayat sürmektedir. Fakaaat bir sabah uyanır ki kapısında kız arkadaşı!!! O__O Zaman geriye akmıştır Junsu’ya ikinci bir şans verilmiştir. Junsu da kız arkadaşıyla ilgilenerek bu şansı gaayet iyi değerlendirir ve kaza günü geldiğinde ise Junsu arabanın önüne atlar kızı kurtarim derken beraber ölürler.Çok acıklı T_T

Klipde en sevdiğim anlardan biri işte bu, Junsu’nun jestleriyle mest olduğum an!


Bu sahnenin de Junsu fanlarının genelinin en sevdiği sahne olduğuna şüphe yok tabii ki.


Junsu’nun uçan totosu, tüm klip boyunca izleyenlerin gözlerinin dolduğu, ikisinin de araba altında ezilme tehlikesi geçirdiği sahneye kadar yaşadığı duygu selini silip süpüren bir sahne. Bu sahnenin yönetmen tarafından Junsu fanlarına bir hediye olduğunu düşünüyorum. Gözlerim dolmuş vaziyette klibi izlerken bir anda koptuğum bir sahne oldu kendisi.

GET OUT




Get Out’a gelirsek; sevdiği kız tarafından aldatılan bir erkek ağzından yazılmış. Yoochun ve Jaejoong işbirliği ile yapılan bir şarkı bu da. Sözlerini yine buradan aşağılara inerek okuyabilirsiniz.“ Beni sevdiğini söylüyorsun yine de onu öpüyorsun” bu çocuklara bunu yapacak bir kızın henüz doğduğunu sanmıyorum ama JaeChun ikilimiz güzel hayal etmiş de yazmış. Şarkı yavaş başlasa da sonradan hızlanıyor ve gayet de eğlenceli. Günün birinde JYJ konserine giderseniz “Modu da Bye Bye Sarangdo” şeklinde tempo tutmaktan kendinizi alamayabilirsiniz. Video klipte giydikleri kıyafetler, danslar gerçekten harika. Ve işte “Aman Allah’ım bunlar da ne” gifleri.

Burada sanki KYHD’da yapılan baş eğmeye atıfta bulunan kaldıran versiyonu yapılmış.


Junsuuuu!!! Bu çocuk dans etsin ben izliyim çok seviyorum hakkaten *__*


Photobucket

Tatlı karizmasıyla Yoochun....


Photobucket

Bu da bilgisayar ürünü olup gerçek falan olmayan Jaejoong *.*

gifleri hacıladığım mekan JYJ3'dür şarkının sözleri için de Nurdan'cıma teşekkür ediyorum ^^

11 Eylül 2011 Pazar

Q10 [J-Drama]

Henüz sadece birinci bölümünü izlediğim bir dramayla tekrardan karşınızdayım. Dramamız, robot-insan aşkı gibi oldukça klişeleşmiş bir konuya sahip. İnsanın direkt aklına Zettai Kareshi'yi getiriyor kuşkusuz, tek fark burada hatun karakter robot rolünde. Konusu;

Fukai Heita, iyi kalpli fakat aşkla işi olmayan birisidir, bir gün okul içinde gezinirken şans eseri Q10'u ( kyu-to) bulur, Q10'un okul arazisine girdiği ise ayrı bir hikaye bu nedenle hiç girmiyorum oralara. Her neyse Heita istemeden de olsa Q10'u çalıştırır ve okul müdürü kısa süreliğine de olsa Q10'yu Heita'nın sınıfına verir ve onu başrol oyuncumuzun sorumluluğuna bırakır.
Başrollerde ise Sato Takeru ve Maeda Otsuko yer alıyor. Daha dün Rikuta ile Sato Takeru'nun Kamenashi Kazuya'ya ne kadar da benzediğinden bahsederken bu dramayla karşılaşmam ilginç oldu doğrusu. Maeda Otsuko ise şu ünlü kız grubu AKB48'in bir üyesi ki bir türlü sevemedim ben bu grubu. Ayrıca Hana-Kimi'nin yeni versiyonunda da başrolde görebiliriz bu hatunu, ben ilk izlenim olarak pek hoşlanmadığımı söylemek istiyorum gerçi oyunculuğu fena değil ama ilerde fikirlerim değişir mi bilinmez.

Kısacası eğer Zettai Kareshi'yi beğendiyseniz belki bu dramayı da sevebilirsiniz. Gerçi Zettai Kareshi ile benzer konulara sahip olsa da karşılaştırmak yanlış olur sanırım, çünkü Zettai Kareshi'yi tek bir günde bitirmişken Q10'nun tek bölümünü zar zor bitirdim. Vasat bulduğum bir drama hakkında neden tanıtım yazısı yazdığımı ben de bilmiyorum ama neyse. :D

10 Eylül 2011 Cumartesi

Kanojo to no Tadashii Asobikata [J-Drama]

İlk yazımın böyle tatlı bir one shot/tek bölümlük J-drama hakkında olması beni inanılmaz derecede mutlu ediyor. Sizlere bugün tadına baktığım ve keşke 10 bölümü daha olsaydı da izleseydim dediğim "Kanojo to no Tadashii Asobikata" hakkında yazacağım.



2007 yılına ait bu tek bölümlük yapımın uzunluğu 45 dakika. Yani herhangi bir dizinin bir bölümünden uzunluk olarak farkı yok. Film de değil... Tek bölümlük bir yapım sadece.

2006'da Asahi TV tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasında birincilik kazanan senaryosuna ödül olarak hemen bunu gerçeğe dönüştürmek kalmış yapımcılara...

Başrol erkek oyuncu zaten müthiş! Onu eminim sizler de beğenerek izlediniz pek çok dramada. Zettai Kareshi, Hana Kimi ve Mei-chan no Shitsuji bunlardan sadece birkaçı... Evet başrol erkek oyuncumuz Mizushima Hiro.

Başrol bayan oyuncumuz ise J-dramalarla aranız pek yoksa duymamış olabileceğiniz biri: Kurokawa Tomoka. Ben onu Bloody Monday'den tanıyorum. Detective Conan'ın iki sezonunda da oynamış ayrıca.. Hani; "Ben bu kadını bir yerde daha izledim ama nerede?" diyeceksinizdir sizler de eminim ama adını çıkaramayabilirsiniz. İşte öyle bir oyuncu kendisi.

Hikayeye gelince; iki ilkokul arkadaşı Yuna ve Fujiki yağmurlu bir günde parkta karşılaştıklarında bir oyun oynamaya karar verirler. Bu oyunun kuralları basittir: Yuna uzak diyarladan gelmiş bir prensestir ve Fujiki de onun hizmetkârı... Peki oyun ne zaman bitecektir? Yuna'nın buna cevabı şöyledir: İkimiz arasındaki ilişkiyi tâ ki birisi öğrenene dek... Lise yıllarına geldiklerinde ise oyun hala devam etmektedir! Ama Yuna kendi uydurduğu bu oyunu kurallarına göre oynayabilecek mi? Yoksa Prenses oyununa yeni kurallar mı eklenecek? Lütfen izleyip kendiniz görün diyorum eğer merak ettiyseniz...

Umarım siz de en az benim kadar zevk alırsınız bu yapımdan. Söylemem gerekir ki, bence senaryo aldığı ödülü tamamen hak etmiş.

Herkese şimdiden iyi seyirler!

6 Eylül 2011 Salı

Akanishi Jin Hakkında;

~*Akanishi Jin Hakkında*~

仁~Aslında gerçek ismi Hitoshi değildir, annesi ona "Jin" ismini vermiştir. Ama Kanji'de "Jin" "Hitoshi" şeklinde de telaffuz edilebiliyor. Okulda öğretmenleri ona her daim "Hitoshi" şeklinde seslenseler de o isminin her zaman "Jin" olduğunu söylüyor, sonradan değiştirme gibi bir şey söz konusu değil.
仁~Akanishi Reio adında kendisinden küçük bir erkek kardeşi var.
仁~Küçükken aile üyelerinden biri tarafından denize itilmiş ve bu sırada neredeyse boğuluyormuş.
仁~Hobileri arasında; gitar çalmak, İngilizce öğrenmek, alışveriş yapmak, şarkı yazmak ve bilgisayar oyunları yer alıyor.
仁~Koki Tanaka onun kadın rollerine yakışabileceğini düşünüyor.
仁~Aslında ilk başta Johnny's Jr seçmelerinde elense de sonradan Johnny Kitagawa Jin'i görünce, katılmasına izin verir. Böylece 8 Kasım 1998'de 14 yaşındayken Johnny's Jr'a katılır.He became a member of Johnny's Entertainment via audition on November 8, 1998, at the age of 14, although he was actually rejected at first until Johnny saw Jin himself.
仁~İdeal kız tipi, lise çağında, hafif balık etli ama şişman değiş, doğuştan seksi ( seksi olmak için kasmayan Tongue ), güzel dudakları olan ve "berbat" giyinmeyen biri.
仁~Göbek piercingi var.
仁~Pek çok güzel kadınla öpüşebilmek için aktör olmak istiyor (!)
仁~Amerika ve İngiltere konusunda bir takıntısı var ve birgün bu iki ülkeden birinde yaşamak istiyor. ( bu hayalini gerçekleştirdi bile -__-'')
仁~İnsanların düşündüğünden daha çok KAT-TUN parçasına imza atmıştır.
仁~Uykusunda bazen İngilizce kelimeler bağırıyor ( mesela "Stop!" gibi)
仁~Yamashita Tomohisa onun en yakın arkadaşı ama Kame bu dünyada en çok önemsediği kişi.
仁~Ekranlarda yayınlanan ilk öpücüğü "Anego" adlı bir dramada Ryoko Shinohara ile gerçekleşmiştir. Çekimlerde oldukça gerginmiş. ( ideal sahneyi yakalayabilmek için neredeyse 19 çekim yapılmış Big Grin )
仁~Bakanishi takma ismini ona Yamapi vermiştir. Bencil ve kaybetmekten nefret ediyor. O da bunun farkında fakat bu kendisinin bir parçası olduğunu ve değiştiremeyeceğini düşünüyor.
仁~En yakın arkadaşları Yamashita Tomohisa, Nishikido Ryo ve aktör/şarkıcı Shirota Yuu.
仁~Jin perili evlerden korkuyor. Programın birinde ilk bulduğu fırsatta, yanındaki hatunu evde yalnız bırakıp nerdeyse koşar adımlarla kaçmıştır. (Big Grin)
仁~Futbol ve golf oynamayı seviyor.
仁~Arkadaşı Shirota Yuu'nun kızkardeşini kendi kızı gibi gördüğünü söylüyor.
仁~Johnny's Entertainment'a katılmaya TV'de Nishikido Ryo'yu gördükten sonra karar verir.
仁~Jin, Yamapi ve Yuu arkadaşlıklarının temsili mi artık bilinmez hepsinin de fotolarda aynı kadın silüeti şeklinde bir kolye taktıkları görünüyor Tongue
仁~PIN adında bir köpeği var ( köpeğe ismini ise annesi ve Yamapi vermiş)
仁~Jin'in Pinky parçası Yamapi'ye adanmıştır. Yama'Pink'
仁~ 2010'da grubu Kat-tun'u bırakıp, solo kariyerine devam etme kararı almıştır.
仁~ 2012 yılında çıkacak olan, başrolünde Keanu Reeves'in yer alacağı 47 Ronin adlı filmde rol alacaktır.

28 Ağustos 2011 Pazar

Liar Game [MANGA]




Konusu beni meraklandırmasa, ve manga okumayı çok sevmesem kesinlikle başlayamayacağım bir manga olurdu herhalde. Genellikle Shoujo’larda gördüğümüz yakışıklı erkekler, güzel kızlar yok bu mangada (Hoş bu da shoujo değil zaten =.=). Çevre betimlemeleri de çok karmaşık ya da üstünde uğraşılmış değil (çizim olarak) ama manganın sizi vuran kısmı da zaten çizimlerden öte, verdiği kurgu. Çizimlere takılıp,başlamasaydım kesinlikle çok şey kaybederdim. Mangaka hikâyeyi öyle yerlere getiriyor ki “Nasıl bağlayacak” “Bu defa nasıl kurtulacak” diye telaş yapabiliyorsunuz. Bu girişin ardından konuya geçsem iyi olur herhalde:


Herşey Kanzaki Nao isimli saf, dürüst genç kızımızın “YalanOyunu” adlı bir yarışmaya katılmasıyla başlar. Aslında katılmaktan çok yarışma için “seçilmiştir”. Kendisine 100 milyon yen dolu bir çanta gelir ve içinde, “Yalan Oyununa Katıldınız Artık Geri Dönüşü Yok” yazıyordur. Geri dönüşü olmayan bir biçimde bu oyunun içine sürüklenen Nao, paçayı yırtacak kadar zeki olmadığı için çareyi başkalarından fikir almakta bulur ve kocaman bir şirketi tek başına çökerten, zaman zaman değil her zaman zekâsına hayran kalacağınız Shinichi Akiyama’dan yardım ister. Böylece hikâye başlar ve sizi tahmin etmediğiniz yerlere götürür.

2005 yılında başlayan manga halâ devam etmekte, 13. Ciltte sanıyorum ki. Seriye iki sezondan oluşan bir de drama çekildi, ayrıca filmi de var.



Diyeceğim şu ki; sakın çizimlere bakıp karar vermeyin, zaten bir süre sonra alışıyorsunuz. Kurgu
kesinlikle harika! Herkese okumasını tavsiye edeceğim türden bir manga.

Ayrıca şöyle bir bilgi de okudum ki; Kagoshima isimli bir birahaneye gittikten sonra Liar Game'i yazma dürtüsü gelmiş mangakamıza. Enteresan gereksiz bir bilgi işte :/ (kaynak: wikipedia)

25 Ağustos 2011 Perşembe

The Greatest Love

Dok Go Jin popüler aktör ve gündemden düşmüş eski bir kız grubu olan Treasure Girls üyesi Gu Ae Jung'un aşkını anlatan romantik komedi.
Aşk üçgeni elbette olmazsa olmazımız. Fakat bu kadar eğlencelisi de nadir bulunur. Dok Go Jin rolündeki Cha Seung Won gerçek bir aktör. Harika bir oyunculuk sergilemiş ve Gu Ae Jung rolünün de Gong Hyo Jin'e cuk oturduğunu düşünüyorum.
Secret Garden'la benzerlikleri olduğunu düşündüğüm bu diziyi de Secret Garden'ı sevdiğim kadar çok sevdim. Eğlenmesini bilen herkesin izlemesi gereken bir dizi.

Dizimiz kendisi kadar etkileyici müziklere sahip, onlarsız olmaz.


You Have Fallen For Me nam-ı diğer Heartstrings

İki gün evvel bu diziye başladım ve finale gelmiş bulunmaktayım fakat yarın izlemeyi düşünüyorum. Bitmesini istemediğimden değil başlarsam bitiremeyeceğimden. Her an kardeşim gelip bilgisayarı kapabilir. Öhöm neyse aile meselelerine girmeye gerek yok.

Klasik Kore dizilerinden biri olduğunu söyleyebilirim. Tesadüfler, üçüncü kişiler, kibirli görünen ama öyle olmayan popüler ve zeki çocuk, şapşal ama gururlu ve sempatik olan saf ve iyilik sever kız...
Hafif Dream High tadında biraz da Playful Kiss eklersek hı-hım evet bu dizi çıkar ortaya.

Romantik komedi + müzik ve dans var işin içinde. Daha gerçekçi ve bazı sebepler daha inandırıcı olabilseymiş tadından yenmezmiş kanımca.

Park Shin Hye ve Jung Yong Hwa dizinin başrollerindeler. 

Konusuna gelecek olursak:
Park Shin Hye dizide Lee Kyu Won rolünde bir Geleneksel Kore müziği öğrencisi olmakla beraber gayageum adında geleneksel bir enstrüman çalmaktadır ve The Wind Flowers adında bir müzik grubu vardır. Jung Yong Hwa ise Lee Shin rolünde popüler bir öğrencidir, The Stupid adındaki grubunda hem vokalist hem gitaristtir. Birbirlerinden çok farklı yetişmiş olsalar da Okullarının 100. yıl festivali için düzenlenen müzikale seçilirler. Başlangıçta yıldızları barışmayan gençlerimiz zamanla aşk kıvılcımları çıkarmaya başlarlar.
Lee Shin aslında bir profesörü seviyor başlangıçta fakat reddedildikten sonra çok zaman geçmeden Kyu Won'a aşık olması bana hiç inandırıcı gelmedi. Üstelik dizinin ilk bölümündeki tesadüfler silsilesinden hiç bahsetmeyeyim. Buna rağmen hoş olduğunu düşünüyorum ve gençlik dizilerini sevenlerin izleyebileceği türden bir dizi.
 Eh biraz da OST olsa fena olmaz. Dizide kullanılan müzikleri gerçekten çok beğendim. CN Blue iyi iş çıkarmış. Zaten başarılı bulduğum gruplardan biridir.

Dizide kullanılan bütün müzikleri bu blogdan indirebilirsiniz :)

Şapşal baterist Min Hyuk <3

18 Ağustos 2011 Perşembe

Denemelerimden

Hatırlar mısın dostum eskiden ne kadar renkli ve canlı bir hayatımız vardı.
Çeşit çeşit otlar toplar usulünce temizler afiyetle verdik. Ne midesizdik o zamanlar ama sağlıklıydık.
Ne çok gülerdik hatırlar mısın? Nasıl düşer,yaralanır ve ağlardık. Ama düşe düşe öğrenmedik mi düşmemeyi? Ağlayarak öğrenmedik mi acımızı hafifletmeyi? Bazen ağlamak için öyle çaba harcadık ki unuttuk acıyan yanımızı.
Dostum... Ben artık düşmüyorum, dizimi yaralamıyorum ama kabuk tutmayan bir yara taşıyorum sol yanımda. Ağlamak ne hafifletiyor ne de unutturuyor. Ama ağlıyorum dostum. Öylesine acıyor ki öleceğimi sanıyorum. Ama öldürmüyor dostum, daha fazla acıyor ama öldürmüyor...

17 Ağustos 2011 Çarşamba

Beelzebub [Manga]


Ünü gittikçe artan, bununla kalmayıp kendine anime de çektiren bir manga: Beelzebub!!

Mangakamız Ryuuhei Tamura; Psyren'in yazarı Toshiaki Iwashiro'nun asistanıdır. Manga, ilk önce one shot olarak çıkmışsa da sonraki yıl seriye dönüşmüştür. (Bu kısım wikipeia'dan alınmıştır)

Oga isimli liseli bir kabadayıya şans eseri (Oga açısından biraz şanssızlık gibi algılansa da), iblis kralının çocuğunu büyütme görevi verilmesiyle başlıyor hikâye. Kahramanımız Oga; güçlü, serseri, asabi bir o kadar da espritüel bir kişilik. Hafif saftirik arkadaşıyla beraber iblis çocuğa göz kulak oluyorlar,olmaya çalışıyorlar veya tam tersi dolaplar çeviriyolar, hepsi mevcut seride. 

Büyüyünce dünyayı mahvetmesi beklenen bir şeytanı büyütmek pek de akıl kârı değil aslında ki; insanı seriye bağlayan da ileride önüne neler çıkaracağını kestiremeyişi . Tabii heycanlı ve komik olması da insana zevk veriyor. Okurken bazı yerlerde karnım ağrıyarak güldüğüm serilerden biri.

(2. sırada balonun içindeki yazıyı okumak için sayfayı kaydetmenizi öneriyorum^^)

Hala da devam etmekte olan Beelzebub,  kesinlikle okunmasını tavsiye ettiğim, sizi espri anlayışınız nasıl olursa olsun güldüreceğine inandığım bir seri. Türkçeye çeviren grup da gayet başarılı.Gerektiği yerlerde argo var, bu da kendimizi serseri adamımız Oga’ya daha yakın hissetmemizi sağlıyor, yapay durmuyor diyaloglar yani.
Aksiyonuyla, komedisiyle, dövüş sahneleriyle sonraki bölümü okumak için can atacağınız bir seri! Mutlaka okuyun!! (manga sayfaları mangaframe’den alınmıştır)

Okane Ga Nai



Uzun süredir animelerle ilgileniyorum ki bu ilk Yaoi anime denemem oldu. "Yaoi" kimilerine göre fazla aykırı gelebilir, sonuçta iki erkeğin aşkını konu alır ve tuhaf karşılanması da çok normaldir. Ama önyargıları kırıp, keyifle izlenilesi/okunasıdır. Zaten ana karakterlerden biri hatunsal özellikler ve hareketler sergiliyor genelde, diğeri ise tam tersi oldukça erkeksi bu nedenle pek rahatsız edici gelmiyor bence. Hoş dediğim gibi aslında pek bir deneyimim de yok bu konuda. Az çok yaoi manga okumuşluğum olsa da Okane Ga Nai ilk yaoi anime deneyimim oluyor. Henüz bugün başladım animeye, ilk bölümden yola çıkarak yorumlamaya çalışıcam.

Animenin konusundan şöyle kısa bahsedecek olursak eğer; Yukiya Ayase 18 yaşında bir üniversite öğrencisidir. Kuzeni Tetsuo Ishii tarafından ihanete uğramış ve kuzeni oldukça yüklü borçlarını kapatmak için Ayase'yi satmıştır. Bir açık arttırmaya çıkarılan Ayase, Somuku Kanou adında bir iş adamı tarafından 120 milyon karşılığında satın alınır.
Kanou bunu dört yıl öncesinden Ayase'yi tanıdığı için yapmıştır ve şimdi Ayase'yi yakınında istediği için kendisiyle birlikte yaşamaya zorlar.


Biraz +18 bir Yaoi olsa da izlenebilir olduğunu düşünmekteyim. Eğer Yaoi'lerle bir sorununuz yoksa eğer fazla düşünmeden başlayabilirsiniz mangaya. ^__^


16 Ağustos 2011 Salı

Fairy Tail (フェアリーテイル)





Fazla shounen düşkünü olmayan ben, şu sıralar deli gibi Fairy Tail izlemekle meşgulüm. Dragon Ball'dan sonra heyecanla izlediğim ilk shounen oldu bu sanırım. Bazı yorumlarda animenin One Piece'e benzetildiğini gördüm, One Piece'e de daha önce başlamış ve 40 küsür bölüm izledikten sonra sıkılıp bırakmış bir insan olarak söyleyebilirim ki Fairy Tail beni daha çok çekti. Çizimler dışında ise One Piece ile pek bir benzerlik görmedim. Kısaca konusundan bahsedecek olursak eğer;

"17 yaşındaki büyücü Lucy Heartfilia hayat dolu bir büyücü loncası olan Fairy Tail'e katılmak üzere evden kaçar. Yolda Natsu Dragneel adında bir çocukla tanışır. Tanışmalarından kısa bir süre sonra Lucy köle olarak satılmak üzere kaçırılır. Natsu Lucy'i kurtarır ve Natsu Fairy Tail'e katılması için Lucy'e teklifte bulunur ve Lucy teklifini kabul eder. Lucy kısa süre sonra Natsu, Happy, Gray Fullbuster adında dövüşürken soyunmak gibi tuhaf bir alışkanlığı olan bir buz büyücüsü ve zırhlı büyücü Erza Scarlet (loncanın en güçlü büyücüsü) ile bir takım oluşturur ve yeni görevlere atılırlar."

Karakterlere de şöyle bir göz atalım;
Natsu Dragneel
Animedeki erkek ana karakter. Bir ateş büyücüsü. Bazen saçmasapan hareketleriyle başını belaya sokar. Takımındaki Gray Fullbuster ile hiç anlaşamaz ve bu ikisini sürekli kapışırken görürüz. Ayrıca kendisini yol tutar, herhangi bir taşıtla seyahat ederken baygın düşer.

Happy
Animenin maskotu gibi bir şey. Büyü gücü olan mavi bir kedidir. Ayrıca Natsu'nun en yakın arkadaşıdır bu nedenle hiç yanından ayrılmaz.

Lucy Heartfilia

Ana hatun karakter. Bir yıldız ruhu büyücüsü. Animenin başlarında Fairy Tail'e katılır. Saftirik gibi görünür ama anlaştığı ruhların da yardımıyla rakiplerini alt etmeyi başarır her seferinde.

Gray Fullbuster

Bir buz büyücüsü. Bayağı cool bir karakter olmakla birlikte sürekli kıyafetlerini çıkarma gibi tuhaf bir alışkanlığı vardır, öyle ki çoğu zaman kendi bile fark etmez bunu. Natsu ile hiç anlaşamaz. Bunun nedeni ise birisinin ateşe hükmederken diğerinin buza hükmetmesidir. Bu ikisi Erza'dan oldukça korkmaktadır, bu nedenle onun olduğu zamanlar çok iyi arkadaş görünürler.

Erza Scarlet

Fairy Tail loncasının en güçlü büyücüsü. Oldukça etkili büyü güçleri vardır, zırhlı bir savaşçıdır ve hiçbir şeyden korkusu yoktur. Etraftakilere sürekli emirler yağdırır. Yanına Fairy Tail'in en güçlü diğer iki büyücüsü olan Natsu ve Gray'i alır ve bir takım oluşturur, Natsu ve Gray'in güçlerini birleştirdikleri takdirde inanılmaz bir güce sahip olabileceklerini iddia eder ama bu ikisi sürekli her fırsatta kapışmaktan vazgeçmezler asla.
Mira, Gray ve Natsu'nun Erza'nın yokluğunda kavga etmelerini önlemesi için Lucy'i gönderir. Böylece takımımız oluşmuş olur.

Master Makarov


Fairy Tail'in efendisi. Sapıklığıyla biraz bana Dragon Ball'daki Muten Roshi'yi hatırlattı. Nosebleed de görürsem tamam derim artık.


Bununla birlikte anime pek çok renkli karakteri barındırıyor, mesela loncadaki bütün kızlara sulanan çapkın bir tip ya da loncadaki en içici hatun gibi.
Herneyse fazla uzatmadan herkese öneriyorum Fairy Tail'i ve bu yazıyı da burada sonlandırıyorum.


14 Ağustos 2011 Pazar

Kis-My-Ft2 sonunda!

Bu yılın Mayıs ayında albümlerinin çıkacağı resmi olarak açıklanan Kis-My-Ft2 Japonya'daki deprem ve tsunami felaketi sebebiyle büyük hüsrana uğramıştı. 8 Yıldır çıkış yapmayı bekleyen bu Johhny'nin Junior'ları sonunda Ağustos'ta Everybody Go single'larıyla başarılı bir çıkış yaptılar.




Everybody Go singleları şimdiye kadar 175,239 kopya sattı . Bu single aynı zamanda grup üyelerinden Tamamori Yuta ve Fujigaya Taisuke'nin de rol aldığı Ikemen Desu Ne dizisinin soundtrack'lerinden biri.



Çıkış single'larının içeriği şu şekilde:

[First Press Limited Edition A: [CD+DVD]]
-CD-
01. Everybody Go
02. S.O.KISS
03. KISS FOR U
-DVD-
01. Everybody Go (Music Video)
02. OFF Shot video around 10 minutes in length
[First Press Limited Edition B: [CD+DVD]]
-CD-
01. Everybody Go.
02. S.O.KISS
03. KISS FOR U
-DVD-
01. FIRE BEAT LIVE eizou from ~Kis-My-Ft ni Aeru deShow vol.3 ~ 2011.2.12 @ Yoyogi Stadium
02. Kis-My-Calling! Live eizou from ~Kis-My-Ft ni Aeru deShow vol.3 ~ 2011.2.12 @ Yoyogi Stadium around 10 minutes in length
[Regular Edition [CD ONLY]]
01. Everybody Go
02. S.O.KISS
03. KISS FOR YOU
04. Wakamonotachi
*First Press Limited Edition include bonus 20 page photo booklet.

Buyrun bir de Everybody Go'nun klibini izleyelim:

Pandora Hearts



Hayatımda izlediğim en..... en.... en ..... animeydi! Noktaları doldurmayı inanın çok istiyorum ama bir anti-spoiler olduğum için animeyi izlememiş okuyucular varsa onlara kötülük yapmak istemiyorum.Tabii ki bu, tüm tanıtım “nokta nokta” şeklinde gidecek demek değil. Anlatımım da; elemanlar bunlar, hikâye böyle gelişiyor gibisinden bir anlatım olmayacak, sadece ufak ufak fikirlerimi paylaşacağım. Hemen giriyorum ufak tanıtımıma:

Eğer sosyal bir paylaşım ağında izlemiş olduğu animeye söven birini görürseniz bahsettiği anime, Pandora Hearts olabilir işte! “Woooaaaaa!! Sağol hiç spoiler vermedin bu laftan sonra da animeyi izlemem zaten” demeyin! Çünkü anime, sonu itibariyle sizi tatmin etmese de hikâye içindeki boyut karmaşasıyla zihninizi yeterince meşgul edecek cinsten.Şimdiki zaman , geçmiş zaman, yok Abyss, yok Alice’in anıları derken kafanız çorba oluyor. Ama bu boyutlararası geçişlerin, her animede rastlanan bir şey olmadığı için de ayrı bir zevki vardı bana göre. Ayrıca, karnınızı ağrıtacak cinsten kahkalar attırmasa da komedi unsurları da barındıran bir anime. 

Karakterleri izleyince tanırsınız zaten süpriz olsun. Ben sadece favorilerimden çok kısa bahsedeceğim. Ayrıca caps manyağı olduğum için, ekrandan aldığım anlık görüntüler eşliğinde tanıtacağım karakterleri. Anti-spoiler’ım diyorum ama caps veriyorum ne iş? Caps’den bir şey olmaz,merak etmeyin hikâyeye dair ipucu içermiyor.

1. Animemizin ana karakteri küçük efendi Oz Vessalius.Genelde bu tip küçük efendiler insanı delirtse de, Oz gayet aklı başında biri. Herşeyi olduğu gibi kabul edip ayrıntıya çok takılmaması bana kendimi hatırlattığı için de Oz’u bağrıma basmış olabilirim. Küçük yaşına rağmen güçlü bir karakter.

2. Oz Vessalius’un uşağı Gilbert! Bu animedeki kahraman yürek, atılgan karakter de tam kendisi olur. Karizmasıyla, cesaretiyle, efendisine olan bağlılığıyla takdire şâyan bir karakter



3. Omzunda; canlı mı cansız mı, kendi kendine mi konuşuyor yoksa omzuna oturduğu arkadaş karnından da mı konuşuyor diyeceğiniz cinsten bir kuklayla gezen, animenin çatlak karakteri Xerxes! (Bu adamın iyi mi kötü mü olduğunu anlamak uzun sürdü =.=  )


4.Tabii ki genç kızların sevgilisi Jack Vessalius! Sadece ayıp olmasın diye ekledim aslında kendisini. Animeyi izledikten sonra kalbimde yara bırakan bir karakter değil yoksa.



Gelelim müziklerine;
Çok nadirdir animelerin opening, ending’lerini dinlediğim, yani bunda da dinlemedim. Tabii Yuki Kajiura'nın hakkını vermek lazım müzikler genel itibariyle güzel.Özellikle açılış kapanış değil de animeyi izlerken dinlediğiniz müzikler daha etkileyici, tam sahnesine oturtulmuş. Amaaaa..... ending de bittikten sonra bir müzik giriyor ki....tekrar tekrar dinleyesiniz geliyor. Dehşet verici bir müzik. Sanırım, şarkının bana dehşet veren kısmı hissettirdiği gizemli hava.Şarkıdan bu kadar bahsedip videosunu bulamamış olmam biraz trajik oldu T_T Ama bu şarkının biraz daha üzerinde oynanmış hali diyebiliriz...


Asabi tavşanımız B-Rabbit’in savaş sahnelerinde çalan müzikleri de unutmamak gerek.

 SONUÇ
Bir Shounen olan animemiz “Pişman değilim, yine olsa yine izlerim” kategorimde. Sonunda küfredeceğinizi bile bile yine de izleyin diyorum, çünkü böyle garip animeler her zaman çıkmıyor.